23 Nisan 2007 Pazartesi

Ağlamak..!

Ağlamak yetmez gülmelerimizin karşılığında. Gülmelerimiz bir derya, ağlamalarımızsa bir damla. Sen gel de bir çare bul bu hâlimize. Gülmek ne kadar ucuz ve herkeste her zaman mevcutsa, ağlamak da bir o kadar pahalı; çünkü herkeste her zaman yok. Artık ağlamak garip olmuş, ağlayanlara gülünür olunmuş. Ağlayanlar bu diyarlardan kovulmuş, doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar misali. Çünkü gülen çok, ağlayan az bu diyarda. Gülenler işgal etmiş her tarafı, kök salmış yıllardır bir çınar gibi, hayat hakkı vermiyor ağlayanlara. Ağlayanlar kapı kapı ağlayan insanlar arıyor bu durum karşısında, ne olur gelin hep beraber ağlayalım, ağlamak nedir bilmeyen kalblerin ağlayabilmeleri için, bu ülke, bu gençlik için. Ağlayanlar, ağlamayı unutmuş bir milleti Allah'ın da unutmasından korktuklarından, kapı kapı ağlayan gözler, yürekler bulmak ümidiyle çıktılar yollara. 'Bir damla gözyaşın gerektir bana/ Ey yolcu onu da mı esirgersin cananından…' dendi ve etrafta binlerce insan, binlerce ağlayan göz hâleleşti.Ağlamaktan nasibi olmayan gözyaşı düşmanlarına karşı hiçbir zaman kin ve nefretle yaklaşılmadı. Onların da ağlayabilmesi için hep Mevlâ'ya gözyaşı ile dua edildi. Ağlayan, gülen her kim olsa da sonunda hepsi insan ya,insanın insana kötülük etmesi yoktu ağlayanların düşüncesinde.Ağlayanların rehberi, Peygamberimiz'di. Biz O'ndan (sas) öğrendik başkaları için ağlamayı ve ağlamayanlara ağlayabilmeleri için duada bulunmayı. O (sas); "Ağlamayan gözden Allah'a sığınırım." demişti. Gözyaşı membaının bazı hâdiseler karşısında rikkatinden dolayı Ceyhun olup aktığı siyer kitaplarında yazılıdır. Hiç dinmedi bu gözyaşları. Altmış üç yıllık hayatının her safhasında hüzün ve ağlamak vardı ve belki de en yakın arkadaşıydı gözyaşları. Hislerini kelimelerden daha ziyade gözyaşlarıyla anlatıyordu. O'ndan (sas) başkaları da öğrenmişti ağlamayı. Hidayete ermeden ağlamak nedir bilmeyen, Hz. Ömer, O'nu (sas) tanıdıktan sonra Allah korkusundan dolayı çocuklar gibi hıçkıra hıçkıra ağlamıyor muydu? Evet, biz O'ndan (sas) öğrendik ağlamayı ve hep ağlayan gözler aradık etrafımızda. Yıllarca dertlerimize, sıkıntılarımıza,çaresiz bekleyişlerimize hep gülündü ve alay edildi. Çölde susuz kalmış bir yolcu gibi gözyaşına hasret kaldık yıllarca. Güllerin yağmur damlalarına ihtiyacı vardır,güzelliklerini ortaya çıkarıp, güzellikten nasibi olmayanlara ibret olmak için. İşte bizim de güllerimiz var. Geleceğe yemyeşil bir bahçe bırakmak için,o güllerin ve o bahçenin yağmur gibi gözyaşlarına ihtiyacı var. Aksın gözyaşları akabildiği kadar, ilelebet sürsün. O sevgi damlacıkları, sıkıntıların, dertlerin, günahların üstüne bir sel gibi aksın ve dindirsin bu feryadı figanı. Cehennemin ateşini ancak gözyaşları söndürür. Bizim itfaiye memurlarına ihtiyacımız var, ateşi körükleyenlere değil. Şehit kanına denk gözyaşlarını, bir şişe içerisinde hediye etmek üzere gözyaşları Ceyhun ırmağı gibi akan insanlara söz verdik...

Hiç yorum yok: